DOLAR 8,4705
EURO 10,2921
ALTIN 502,04
BIST 1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Gök Gürültülü
İstanbul
23°C
Gök Gürültülü
Pts 24°C
Sal 28°C
Çar 26°C
Per 23°C

‘Toplumsal mücadele açlık grevini sahiplenmekten geçiyor’

30.04.2021
A+
A-

İZMİR – İmralı’daki işkence sisteminin “toplumsal rıza” üretilmeye çalışılarak tüm topluma yayılmaya çalışıldığını belirten HDK İzmir İl Eşsözcüsü Mehmet Sabri Gül, buna karşı mücadelenin ilk adımının cezaevlerinde devam eden açlık grevi eylemini sahiplenmekten geçtiğini söyledi.

İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 22 yıldır tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin sonlandırılması ve artan hak ihlallerini protesto etmek amacıyla cezaevlerinde 27 Kasım’dan bu yana devam eden süresiz-dönüşümlü açlık grevi 155’inci gününde ulaştı. 
 
Açlık grevi ile İmralı’da sürdürülen tecrit politikalarını değerlendiren Hakların Demokratik Kongresi (HDK) İzmir İl Eşsözcüsü Mehmet Sabri Gül, tecridin toplumsal, siyasal ve psikolojik olarak irdelenmesi gerektiğini söyledi. 
 
Gül, emperyalist güçlerle işbirliği içerisinde, uluslararası kurumlardan gözetiminde sürdürülen tecridin özünde Demokratik Modernite ile Kapitalist Modernite arasında geçen bir savaş diyalektiği olarak okunması gerektiği görüşünde. Bunun en bariz örneği olarak ise Rojava’yı işaret eden Gül, Rojava’da inşa edilen Demokratik Modernite’yi boğmayı amaçlayan uluslararası işbirliğinin tecridin bir parçası olduğunu ifade etti.
 
İMRALI ÜZERİNDEN RIZA ÜRETME ÇABASI!
 
Bu amaçla İmralı’daki işkence sistemine dair “toplumsal rıza” üretme çabasına girildiğini kaydeden Gül, “İmralı üzerinden üretilmek istenen rıza önce diğer cezaevlerine, oradan da Kürdistan’a ve tüm Türkiye toplumuna yayılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla tecridi sadece bir kişinin şahsında uygulanan bir politika olarak okumak çok eksik kalır. Tecridin bir boyutu Sayın Öcalan’ın barış çağrısının toplumuna engellemesi ise, diğer boyutu İmralı’daki hukuksuzluğu kademe kademe bütün topluma yaymaktır. Bugün hiçbir hukuk ve ahlakın sınırlarına sığmayan faşizan yaklaşımların temelinde tecrit vardır. Bu nedenledir ki tecrit; toplumsal, siyasal bir meseledir diyoruz” diye belirtti.
 
‘SADECE TUTUKLULARIN SORUNU DEĞİL’
 
Tecrit meselesinin toplumsal bir mesele olduğunu ve çözümünde toplumsal olması gerektiğini vurgulayan Gül, şöyle devam etti: “Uygulanan tecrit sisteminden dolayı toplum kendi haklarından vazgeçiyor. Asıl burayı görmek gerekir ve mücadeleyi buradan okumak gerekiyor. Ortadoğu’da ne kadar inanç, kültür ve etnisite varsa hepsi tecrit koşulları altında sesleri kısılıyor ve nefes alması zorlaştırılıyor. Böyle geniş bir yelpazeden bakamadığımız sürece tecridi yalnızca belirli bir kesimin mücadele alanı olarak okuruz. Böyle olunca da sadece cezaevindeki tutukluların meselesiymiş gibi okuyarak bu sorunu çözemeyiz.”
 
‘CEZAEVİNDEKİLERE BIRAKAMAYIZ’
 
HDK İl Eşsözcüsü Gül, buradan hareketle cezaevlerinde açlık grevinde olan tutukların sadece kendilerine yönelik antidemokratik uygulamalara karşı değil, aynı zamanda yok olan ifade özgürlüğüne, evrensel insan haklarına, Kürt sorunu ve diğer sorunların demokratik yollarla çözümlerine dair toplumda var olan sesleri yükselttiğini de vurguladı.
 
Gül, “Yani direnenler hepimize ses ve nefes olmaya çalışıyor. Talepleri cezaevinde rahat edelim diye değil, ülkenin geleceğine yani çocuklarımızın geleceğine yönelik taleplerdir. Talepleri eşit, özgür bir şekilde bir arada yaşamaya yöneliktir. Bu talepler doğrultusunda sürdürülen mücadeleyi sadece cezaevindekilerin sorumluluğa bırakmak, toplumsal vicdan ve ahlakı sorgulamayı gerektiriyor” diye konuştu.
 
TOPLUMSAL DUYARLILIK VE MÜCADELE 
 
Gül, böylesi bir sorgulama ile toplumun en küçük oluşumdan en büyük oluşumuna kadar açlık grevi eylemcilerinin taleplerini dillendirerek, mücadeleyi açığa çıkarmak zorunda olduklarının altını çizdi. 
 
Açlık grevlerini sadece Türkiye’deki kurumların değil, aynı zamanda uluslararası kurum ve kuruluşların da görmezden geldiğine dikkat çeken Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: “Peki, neden gündemlerine alıp sessizliğini bozmuyorlar? Çünkü henüz toplumsal bir itiraz yükselmiş değil. Türkiye’deki iktidar elitlerini ve uluslararası kurumları da harekete geçirmenin yolu toplumsal bir duyarlılığı yaratmaktan geçiyor. Belirli adımlar atılabilir ama bu toplumsal duyarlılık yaratılmadığı sürece sorunun çözümüne dair temel yaklaşımlar açığa çıkmaz. Dolayısıyla sorunu özgünlüğüne uygun bir şekilde çözmek toplumsal mücadeleden geçiyor.” 
 
‘AÇLIK GREVİNİ SAHİPLENELİM’
 
HDK olarak hazırlamış oldukları “Çoklu Kriz Hamlesi”nin ana başlıklarından bir tanesinin tecrit ve cezaevlerindeki faşizan uygulamalar olduğunu anımsatan Gül, bu hamle ile sorunların çözümüne ilişkin toplumsal duyarlılığı açığa çıkmaya gayret ettiklerini ifade etti.
 
İktidarın ise tecride karşı yürütülen mücadeleyi kriminalize etmeye çalıştığını belirten Gül, krimalize edilen soruna karşı sessizliğin demokratik haklardan vazgeçme, işsizlik, gelecek güvencesinden vazgeçme anlamı taşıdığını kaydetti. Bu nedenle toplumun bütün bireylerinin meseleyi geniş bir yelpazede okuması gerektiğinin önemini vurgulayan Gül, “Kendi haklarımızdan vazgeçmeyi sonlandırarak, meseleyi ilişkin toplumsal bir duyarlılığı açığa çıkarmamız elzemdir” diyerek, açlık grevi eyleminin sahiplenme çağrısında bulundu.
 
 MA / Naci Kaya

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.