DOLAR 5,8083
EURO 6,6210
ALTIN 267,0
BIST 95.040
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Parçalı Bulutlu

Turgay: Leyla’nın çıkışı Mazlum’un kıvılcımına benziyor

26.01.2019
A+
A-

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in sürdürdüğü açlık grevi hakkında, “Mazlum’un kıvılcımına çok benziyor” diyen 78’liler Derneği GYK Üyesi Arif Turgay, geçmişteki eylemlere işaret ederek, “Devlet tutsakların neler yapabileceğinin bizzat tanığı” dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in 80 gün önce başlattığı ve birçok cezaevine yayılan süresiz -dönüşümsüz açlık grevi eylemleri sürüyor. Bir önceki yıllarda cezaevlerinde yapılan açlık grevleri ve ölüm oruçları eylemleriyle benzerlik gösteren eyleme destekteler ise gün geçtikçe artıyor. 1980’li yılların başında Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde gerçekleştirilen ölüm oruçlarının tanıklarından 78’liler Dayanışma ve Araştırma Derneği Genel Yürütme Kurulu (GYK) üyesi ve Mardin Sözcüsü Arif Turgay, söz konusu açlık grevleri hakkında Mezopotamya Ajansı’ndan Ahmet Kanbal‘a konuştu.

‘DİYARBAKARI CEZAEVİ DENEYİMLİ BİR YER’

1982 ila 1988 yılları arasında Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu olan Turgay, ölüm oruçları başladığı sırada kendilerinin açlık grevinde olduğunu aktardı. Diyarbakır Cezaevi’nin açlık grevi ve ölüm oruçları ile son derece deneyimli bir yer olduğunu ifade eden Turgay, o dönemki süreç hakkında, “1982 Mart ayında Mazlum Doğan’ın çıkışı ile birlikte o dönem zindanlarda yeni bir direniş kıvılcımı yakıldı. Mazlum’un şehadetinden sonra Dörtler (Eşref Anyık, Mahmut Zengin, Necmi Öner ve Ferhat Kurtay) bedenlerini ateşe verdi. Büyük ölüm oruçlarında Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek’in şehadete ulaşması yeni bir süreci başlattı” diye konuştu.

‘DEVLET TUTSAKLARIN NELER YAPABİLECEĞİNİN TANIĞI’

Ölüm orucunda yaşamını yitirenler arasında bulunan Kemal Pir’in yaşamını yitirmeden önce söyledikleri sözler üzerinde duran Turgay, “Bizler ve halkımız o günlerden sonra çok şeyler yaşadık. Çok acılar çektik. Acılar kadar direnişler gösterdik. Kazanımlar elde ettik. Bir halk yaratıldı. Bir direniş geleneği yaratıldı. Direnmeye de kazanmaya da devam ediyoruz. Tüm yaşananlara rağmen ülkeyi yönetenler de bundan bir ders çıkarmadı. Eski yöntemleri denemeye devam ediyorlar. Devlet aslında tutsakların neler yapabileceğinin bizzat tanığı” dedi.

‘MAZLUM’UN KIVILCIMINA BENZİYOR’

Güven öncülüğünde başlatılan grevlerin 80’li yıllardan bu yana cezaevlerinde gösterilen direnişlerle benzerlik gösterdiğine dikkat çeken Turgay, “Leyla’nın çıkışı Mazlum’un kıvılcımına çok benziyor. O dönem işkenceler had safhada iken Mazlum’un eylemi o karanlığa ışık oldu. Leyla’nın eylemi de Mazlum’un çıkışına bu yönüyle çok benziyor” değerlendirmesinde bulundu.

Şimdiki açlık grevinde olanların taleplerinin son derece insani talepler olduğunu vurgulayan Turgay, şöyle devam etti: “10 milyon insanın ‘benim iradem’ dediği Sayın Öcalan üzerindeki bu tecrit kesinlikle kabul edilemez. Bu talep karşılanmayacak bir talep değil. Bu nedenle bu talepler kabul edilmeli. Zindanlarda ölümler yaşanırsa bu ülkede neler yaşanacağını tahmin edemiyoruz. Bu nedenle, ölümler yaşanmadan harekete geçilmesi ve taleplerin karşılanması gerekiyor. Biz elimizi de, gövdemizi de, başımızı da taşın altına koymaya hazırız.”

‘TEPKİSİZLİK DIŞARIDAKİLER İÇİN DE TEHDİT’

Kamuoyuna, “Ölümler yaşanmadan tutsakların sesine ses verilmeli” çağrısında bulunan Turgay, şunları dile getirdi: “Cezaevlerindekiler her zaman direniş içinde olmuşlardır. Biz dışarıdakiler ne yapabiliriz? Aslında bu ayağı eksik. Kamuoyu güçlü bir tepki ortaya koymalı. Bu tepkisizlik sadece cezaevleri için değil, biz dışarıdakileri de tehdit ediyor. Sadece Kürtler için değil, Türkiye’nin diğer halklarını da tehdit ediyor. Bu nedenle bir an önce üzerimize düşeni yapmalıyız. Yarın çok geç olabilir.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.