DOLAR 7,2412
EURO 8,5216
ALTIN 455,49
BIST 9,4908
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 31°C
Az Bulutlu

Türkiye koşar adım nükleer felakete

12.07.2018
A+
A-

HABER MERKEZİ – ÖZEL HABER

OHAL kapsamında çıkarılan ve 9 Temmuz 2018 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan 702 sayılı KHK ile Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile bazı kanunlarda değişiklik yapıldı. Yapılan değişiklik ile beraber, kurumun kurulmasından, işleyişine, yönetiminden alacağı kararlara kadar her bir şeyi AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan belirleyecek. Bunun yanı sıra nükleer atıkların ber taraf edilmesine dair değişiklikler de KHK ile getirildi. Nükleer radyoaktif maddelerin bertaraf edilmesi ve radyoaktif maddelerin bulunduğu bölgelerin durumunun ekonomik, sosyal gerekçelerle belirleneceğine yer verilen KHK’de radyoaktif atıklar için “Mümkün ve makul düzey” ifadesi kullanıldı.

KHK ile getirilen düzenleme kendi içinde birçok tehdit ve tehlike barındırırken gazetemize açıklamalarda bulunan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Kurucularından ve EGEÇEP Kurucusu ve avukatı Arif Ali Cangı, İzmir’in Gaziemir ilçesinde yıllardır nükleer atıklarla gündemden düşmeyen Sedat Avcı Kurşun Fabrikası örneğini verdi. Cangı, KHK ile yapılan düzenleme sonrası sağlık koşulları göz önüne alınmadan nükleer atıklar üzerine bina inşa edilebileceğine dikkat çekti.

Avukat Arif Ali Cangı

TÜRKİYE KOŞAR ADIM NÜKLEER FELAKETE

Benimsenen ilkeler arasında “nükleer faaliyetin bireysel veya toplumsal açıdan fayda sağlaması” ilkesinin benimsendiğine dikkat çeken Cangı, “Toplumsal faydayı anladık. Peki bireysel fayda neyin nesi” diye soruyor. Cangı, “Söz konusu nükleer olunca kamu yararı/kamu zararı tartışmasının bitirilmek isteniyor. Yani birilerinin faydasına ise faydalı olmak için yeterli görülecek” diyor. Ortaya çıkacak olan radyoaktif maddelerin KHK’deki düzenleme ile ömrü boyunca santral sahasında depolanacağını kaydeden Cangı, “Bu değişiklik ise santral sahalarının, atık depolama sahasına dönüştürüleceğini anlatıyor. Yani Akkuyu’daki atıkların Rusya’ya gönderileceği falan yok” diye ekliyor. Nükleer faaliyetlere KHK ile yargısal dokunulmazlık getirildiğini belirten Cangı, Türkiye’nin nükleer felakete koşar adımlarla gittiğini ifade ediyor.

BERTARAF YOK ETME DEĞİL, NASIL OLACAĞI BELİRSİZ

İzmir Gaziemir’de ortaya çıkarılan ve yıllardır nükleer atıkların temizlenmesi için mücadele verilen Aslan Avcı Kurşun Fabrikası sahasını hatırlatan Cangı, şöyle devam ediyor; “Gaziemir’deki atıkların bertaraf edilmesi yeni KHK ile birlikte Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun yapacağı bir iş olarak gösterilmiş. Ancak bertaraf işi nükleer atıklarda yok etme anlamına gelmiyor. Çünkü bir yerde depolanması gerekiyor. Şimdi bunun nasıl yapılacağı belirsiz. Yeni KHK’de serbestleştirmeden bahsediliyor. Serbestleştirme belli bir dozun altında kalması halinde serbest atık hale geliyor. Yani radyoaktif atık olarak değerlendirilmiyor. Zaten Gaziemir’de buna ilişkin bir hamle yapılmıştı. Bu radyoaktif maddelerin ayrıştırılması çerçevesinde serbestleştirme tabiri kullanılıyordu. Daha sonra ondan vazgeçtiler ama bu KHK’de serbestleştirme tekrar karşımıza çıkıyor. Bir de maruz kalınan radyoaktif dozun çevresel, ekonomik ve toplumsal gerekçelerle mümkün olan ve makul görülen en alt düzeyde olacağına dair bir esas belirlenmiş.

MÜMKÜN VE MAKUL SÜREYİ KİM BELİRLEYECEK, NEYE GÖRE?

Şimdi bu radyoaktif atıklardaki dozun en alt düzeyi ne demek? Gaziemir’de yaşayan insanlar var orada. Bunlar açısından mümkün ve makul seviyede midir? Yani yarın öbür gün öyle bir değerlendirme ile karşı karşıya kalabiliriz. Burası için ‘Mümkün ve makul bir düzeydir’ denilebilir ve o yüzden ‘Radyoaktif maddelerin bertaraf edilmesine gerek yoktur’ denilip öyle bir durumla karşı karşıya kalabiliriz. Bilimsel olarak tartışılan bir konu dozun ne olduğu ve en son yapılan açıklamalarda radyoaktif dozun bir sınırının olmadığı belirtilmiştir. Yani en alt düzeydeki radyoaktif doz da zararlıdır. Bu bilim insanlarının tespitidir. Her türlü radyoaktif dalga insan vücudunda etkili olmaktadır. Çocukları etkiliyor, yaşlıları etkiliyor ve onun için bir sınır belirlemiyor zarar derecesini anlatırken. Öbür taraftan düzenleme getirilen radyoaktif dozun düzenlemesini getiren bir kanunda düzenleme kuruluna bırakılıyor bu konu. Onun da mümkün olan makul seviyede olmasını esas alacağı belirtiliyor.

ÜSTÜNE BİNA DİKEBİLECEKLER

Bir de ekonomik gerekçelerden bahsediliyor. Ekonomik ve sosyal gerekçeler. Şimdi ekonomik gerekçe; örneğin ‘Gaziemir’deki atıkların taşınması çok pahalıya mal olacak bir şeydir’ denildiğinde doz yüksek mi tutulacak. Veya sosyal gerekçeler. Ne demek sosyal gerekçe? Orada yapılaşmaya ihtiyaç var. İnsanlar yaşıyor. İnsanları tahliye edemeyiz. E bertaraf da edemiyoruz gibi bir durum çıkarsa o zaman dozu yüksek mi tutacağız. Veya orası zaten kentsel dönüşüme tabi tutulmaya çalışılıyor. Kentsel dönüşüme toplumsal ihtiyaç olduğu gibi bir yaklaşım sergilendiğinde doz yüksek de olsa buraya TOKİ’yi sokup inşaat mı yapacağız? Bu ciddi bir güvensizlik ve belirsizlik yaratıyor. Ancak bunun önü açılıyor. Sosyal ihtiyaç diyerek, nükleer atıkların bertaraf edilmesinden vazgeçip, üstüne bina dikebilecekler.

NÜKLEERİN ZARARLI OLUP OLMADIĞINI ERDOĞAN BELİRLEYECEK

Sadece ve sadece Cumhurbaşkanı yetkili tutuluyor. “Cumhurbaşkanı dışında bu kuruma hiç kimse talimat veremez. Telkinde bulunamaz. Denetleyemez. Kurumun işleyişini yavaşlatacak engelleyecek hiçbir faaliyette bulunulamaz” diye düzenlemeler içermiş. Cumhurbaşkanı kurumu kuruyor. Kurulun 5 üyesini seçiyor. 5 üyeden birini başkan yapıyor. Birini başkan yardımcısı yapıyor. Kurumun eğer uzmana ihtiyacı varsa, geçici personele ihtiyacı varsa onları belirliyor. Onların maaşını belirliyor. Kurumun yetkilendirmesinin nasıl olacağını belirliyor. Yani bundan sonra nükleer söz konusu olduğu zaman bütün her şey Cumhurbaşkanından sorulacak. Nükleer atıkların zararlı olup olmadığını da Cumhurbaşkanı belirliyor.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.