DOLAR 8,6582
EURO 10,3421
ALTIN 495,90
BIST 1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Mevzi Sağanak
İstanbul
26°C
Mevzi Sağanak
Çar 27°C
Per 27°C
Cum 28°C
Cts 29°C

Üç Fidan’ın son sözleri devrimcilerin rehberi oldu

06.05.2021
A+
A-

İSTANBUL – Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın 49 yıl önce çıkarıldıkları idam sehpasında sarf ettikleri son sözleri, bugün hala Türk ve Kürt halklarının kardeşliğinin pusulası niteliğini taşıyor. Üç Fidan’ı anlatan İhsan Çaralan, o sözlerden hala öğrenilecek çok şey olduğunu söyledi.

Adları Türkiye sol hareketinin en ön saflarında yer alan 68 gençlik hareketi önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, bundan 49 yıl önce 1972 yılının 6 Mayıs günü idam edildi. Türkiye halklarının mücadelesinde “Üç Fidan” olarak simgeleşen Gezmiş, Aslan ve İnan’ı idama götüren süreç 12 Mart 1971 darbesi ile başladı. Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu (THKO) kuruluşunu ilan etikleri 1971 yılına kadar Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) gibi birçok örgütlenmenin içinde yer alan her üç isim, THKO’nun  gerilla mücadelesi başlatmasıyla rejimin hedefi haline geldi. 
 
Nurhak Dağı’ndaki THKO militanlarının yanına gitmek isteyen Deniz ve Yusuf, 16 Mart 1971’de Sivas’ta yakalandı. Yusuf, Şarkışla’da yaralı olarak, Deniz ise Gemerek’te girdiği çatışma sonucu yakalandı. Hüseyin ise 23 Mart 1971’de Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde düştüğü bir pusuda yoldaşı Mehmet Nakipoğlu  ile birlikte yakalandı.
 
İDAM KARARI 
 
Üç Fidan’ın yargılanmasına 16 Temmuz 1971’de  Ankara 1 No’lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nde başlandı. Yaklaşık 3 ay süren yargılamanın ardından 9 Ekim’de  “Anayasayı silah zoruyla değiştirmek” gerekçesiyle Deniz, Yusuf ve Hüseyin hakkında idam kararı verildi. Her üç isim haklarında hazırlanan iddianameye karşı yaptıkları savunmalarda Türkiye tarihini analiz ederek, bağımsızlık fikrini savunmaya devam etti. 
 
YILLAR SONRA İTİRAF 
 
İdamların engellenmesi için kamuoyu nezdinde birçok girişim olsa da tüm çabalara rağmen Üç Fidan 6 Mayıs 1972 sabahında Ulucanlar Cezaevi’nde idam edildi. Haklarında verilen idam hükmünün adaletsizliğini mahkemenin askeri savcısı Baki Tuğ, yıllar sonra “Elbette ki idam cezası şart değildi. Duruşmalarda eğer birazcık mahkemeye saygılı olmuş olsalardı, bu gençler idam edilmezlerdi. Ancak bu çocuklar mahkemede çok sert, haşindi” sözleriyle itiraf edecekti.
 
SON SÖZLERİ 
 
Üç Fidan’ın idam sehpasında haykırdığı son sözleri, Türkiye halkları için bugün hala güncelliğini koruyor. Çıkarıldıkları idam sehpasında Yusuf Aslan’ın sön sözleri “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için bir defa ölüyorum. Sizler, bizi asanlar şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz. Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm!” oldu. Hüseyin İnan da “Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım! Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım! Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum! Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler. Kahrolsun faşizm!” cümlelerini haykırdı.
 
Deniz Gezmiş ise, “Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi! Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın işçiler, köylüler!” sözleriyle Türk ve Kürt halklarının mücadelesini ölüme giderken bir adım daha ileri taşıdı.
 
İdam edilişlerinin 49’uncu yılında Üç Fidan’ı arkadaşları İhsan Çaralan anlattı.
 
YENİ BİR DÜNYA FİKRİ 
 
Üç Fidan’ın  sınıf, sınıf mücadelesi, sosyalizm gibi fikirlerle ortaklaştıklarını ve böyle bir dünya fikrinde birleştiklerini dile getiren Çaralan, her üçünün “68 kuşağı” olarak tanımlanan gençliğin en önünde yer almalarının nedenini de bu özellikleri en çok taşıyanlardan olmalarını gösterdi. O yıllarda yeni örgütlerin kurulmasıyla birlikte gençlik içinde bir dalgalanmanın yükseldiğini hatırlatan Çaralan, “O zamanın gençliği; devrimi, devrimcilerin eseri olarak görüyorlardı. Özgürlük içinde yaşayan halklar varsa bunun Türkiye’de de gerçekleşebileceğini görüyorlardı. Bunun da kendi sorumlulukları olduğunu biliyorlardı. Onları önderleri gördükleri için heyecanlanmışlardı” diye belirtti.
 
Gençlik önderlerinin kısa sürede yakalanmasının ise bir burukluk oluşturduğunu ifade eden Çaralan, fakat bir yandan da asker ve polis karşısındaki kararlı tutumlarının heyecanı ve devrimci değerlere daha yakın olmayı gerektiren bir ortam yarattığını vurguladı.
 
Çaralan, Üç Fidan’ın yargılandığı süreçte çok yönlü bir kampanya örüldüğünü, ancak bu çabaların sonuçsuz kaldığını da dile getirdi. Çaralan, “Baktığımızda yapılanlar sonuç alıcı bir yere varmadı, ama bir mücadele verildi. Bu mücadele o zamanda sembolleşti. Devrimciler arasındaki dayanışma ile karşılaştık” ifadelerini kullandı.
 
SONUNA KADAR SAVUNDULAR
 
Üç Fidan’a verilen idam cezanın beklenmedik bir karar olduğunu söyleyen Çaralan, şöyle devam etti: “Fakat idam gerçekleştirildi. Çünkü egemenler bütün tarihimizin gösterdiği gibi kendilerine başkaldıranları asla affetmezler. Olaylara nesnel bakanlar affedilmeyeceklerini biliyorlardı. Affedilmeyi de yönetenler açısından söylüyorum. Yoksa onların böyle bir beklentisi de yoktu. Hiçbir zaman bir af talebinde bulunmadılar. Tersine emperyalizme ve faşizme karşı Türk ve Kürt halklarının kardeşliğini son nefeslerine kadar savundukları bir tutum aldılar. Bu tutum, bugün onlara karşı saygı duyuşumuzun bir karşılığı olarak karşılamaktadır.” 
 
FEDA KÜLTÜRÜ!
 
Çaralan, sınıf mücadelesi tarihinin her döneminde karşılaşılan aynı dava üzerine birleşmiş devrimcilerin birbirleri için hayatını feda etme kültürü üzerinde de durdu. Çaralan, bunu “O günün gençlik kitlesi samimi olarak birbirleri için aynı fedakarlığı yapacaklarını düşünürlerdi. Denizlerin idamı yaklaştığında herkes Mahir Çayan ve arkadaşlarının bir eylem yapacağını tahmin ediyordu. Mahirler ya da başka bir grubun onları kurtarmak için böyle bir eylem yapabileceği düşünülüyordu. Bu ise bilmekten gelmiyordu ama böyle bir duygunun varlığı vardı” sözleriyle örneklendirdi. 
 
EFSANELEŞTİLER
 
İdamlardan hemen sonra İstanbul’u terk etmek zorunda kaldığını ve Anadolu’nun çeşitli yerlerini gittiğini paylaşan Çaralan, Üç Fidan’ın halk arasında efsaneleştiğini, öyle ki Deniz, Hüseyin ve Yusuf’un Anadolu’nun farklı yerlerindeki köylerde görüldüğü şeklinde efsanevi söylencelerle karşılaşıldığını aktardı.
 
Türkiye’de egemenlerinin devrimci mücadelede “Üç Fidan” gibi ileri çıkan insanları her dönem yok etmeye giriştiğini vurgulayan dile getiren Çaralan, idamlarla birlikte devrimci hareket içerisinde bir önderlik sorunu yaratıldığını da  kaydetti. Çaralan, “ ‘Onlar olsaydı’ diyerek tarih yazmak doğru değil. Fakat onların olmaması bir boşluk yarattı. 68 kuşağının önderlerinin yokluğu önemli bir eksiklik olmuştur” dedi.
 
‘ÖĞRENECEĞİMİZ ÇOK ŞEY VAR’
 
Üç Fidan’ın geçen yıllara rağmen unutulmamalarının anılarının ne kadar değerli olduğunu gösterdiğini ifade eden Çaralan, “Bugün onları anarken, onların devrimci tutumda gösterdikleri cesareti bugünün mücadelesinde örnek olarak görmek gerektiğini düşünüyorum. Sadece anma değildir. Bugün de onlardan öğreneceğimiz şeyler var. Bugün her üçünün de son sözleri gençliğin, devrimci güçlerin hemen her yerde söyledikleri sözler ve rehberleri olmuştur. Bugün de son sözleri her yerde yenilenmektedir. Zaten bugün 6 Mayıs anmalarının hala canlı ve yaygın bir biçimde sürüyor olmasının arkasında bu güncellik var” diye konuştu.
 
MA / Kadir Güney 

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Bir Cevap Yazın

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.