DOLAR 6,0956
EURO 6,8313
ALTIN 252,1
BIST 84.596
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Çok Bulutlu

Yargıtay ‘Kürtlerin dilinin anayasal güvenceye kavuşturmasını’ ırkçılık saydı

07.03.2019
A+
A-

Partisi hakkında kapatma davası açılmasına tepki gösteren PAK Genel Başkanı Mustafa Özçelik, parti tüzüklerinde yer alan Kürtlerin varlığı ve dilinin anayasal güvencelere kavuşturması maddesinin “ırkçılık” olarak değerlendirilerek kapatmaya gerekçe gösterildiğini söyledi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, tüzük ve programında Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’nun bazı maddelerine aykırı ifadeler yer aldığı iddiasıyla Kürdistan Komünist Partisi (KKP), Kürdistan Demokrat Partisi-Türkiye (PDK-T), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) ve Kürdistan Sosyalist Partisi’nin (PSK) kapatılması için dava açtı. Kürt partileri hakkına açılan davaya tepki gösteren PAK Genel Başkanı Mustafa Özçelik, parti programlarında Kürtlere dair taleplerinin ırkçılık olarak görüldüğünü belirtti.

İHTAR GÖNDERİLDİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın, kapatma davası öncesinde 12 Şubat 2015’te PAK’a bir ihtar göndererek, parti ismi, program ve tüzüğünün değiştirilmesini istediğini hatırlatan Özçelik, “Verdiğimiz cevapta, meşru bir dava partisi olarak PAK’ın isim, program ve tüzüğünde herhangi bir değişiklik yapılmayacağını belirterek, doğru olan Anayasa ve tüm kanunlarda kapsamlı bir değişikliğin yapılmasını söyledik” dedi.

‘ANTİ KÜRT SİYASETİ’

Parti kapatma davasını, Türkiye devletinin anti Kürt siyasetine bağlayan Özçelik, şunları söyledi: “Kapatma davalarının gündeme getirilmesinin mevcut seçim atmosferinin önemli bir etkisi var. Böyle bir gerçeklik var. Türkiye devleti son 4-5 yıldır tüm paradigmasını anti Kürt siyaseti üzerinde inşa etmiş bulunmaktadır. Sadece Kuzey Kürdistan’da, Türkiye’deki Kürtlere dönük değil; Rojava Kürdistanı’na ve Güney Kürdistan’a dönük ciddi bir karşıt siyaset yürütüyor. Ve açıkçası şunu söylüyor: ‘Kürtler dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir hak, statü ve kazanım elde etmemelidirler.’ Türkiye devletinin Kürtlere karşı yeni stratejisi budur. Ve her şey buna göre organize ediliyor.“

Açılan kapatma davasından sonra PAK’ın isminin Yargıtay’ın yasal partiler listesinden çıkarıldığını aktaran Özçelik, bunun hukuk dışı ve keyfi bir uygulama olduğunu söyledi.

‘KÜRTLER KAZANIMLARINI KORUMALI’

Türkiye’nin siyasetinin, Kürtlerin siyaset yapmaması ve temsil edilmemesi üzerine kurulduğunu belirten Özçelik şöyle konuştu: “2015 Temmuz’undan bu yana devlet şu tespiti yaptı kendince. Rojava’dan büyük bir dalga geliyor. Rojava’da Kürtler bir şeyler kazanacaklar. Güney Kürdistan’da federal sistemden bağımsızlığa doğru bir referandum süreci yaşanıyor. Kürtlerin orada bir ikinci aşamaya geçme ihtimali var. Kuzey Kürdistan’da artık milyonlar Kürt davasına sahip çıkıyor ve ciddi bir uyanış var. Şimdi bu üç dalganın Kuzey Kürdistan’da yaratabileceği değişimler Türkiye kendisi için bir tehdit olarak algıladı. Kürtlerle üç parçada oturup anlaşma yerine, Kürt karşıtı bir siyaseti tercih etti. Kuzey Kürdistan’daki, Türkiye’deki Kürtlerin bütün siyasal, demokratik, sivil kazanımlarını, medya kurumlarını, derneklerini hedef tahtasına aldı. Kazanılmış belediyelere kayyumlar atandı, milletvekilleri tutuklandı. Binlerce insan gözaltına alınıp tutuklandı. Kürtlerden bahseden herkes soruşturmalara tabi tutuldu. Bu siyasete göre Kürtler siyaset yapmamalıydı. Kürtlerin attığı her adım Türkiye devleti için bir tehlike olarak görülmeye başlandı. Kürtlere tek yol savaş gösterildi, gidin savaşın denildi. Elbette ki biz bu siyasete karşı çıkıyoruz. Kürtlerin mevzilerinde kalıp kazanımlarını korumaları gerekiyor.”

‘IRKÇLIKLA SUÇLANIYORUZ’

Kendilerine gönderilen iddianamede “Türkiye’de Türk milleti dışında başka bir azınlık yaratarak, Türk dili dışında başka bir dilden bahsediyorsunuz. Türk dili dışında başka bir dil ile eğitimden bahsederek ırkçılık yapıyorsunuz” denildiğini belirten Özçelik, “Yani biz Kürt dili ve milletinin varlığından bahsettiğimiz için ırkçılık ile suçlanıyoruz. Biz cevabını verdik. 96 yıldır Kürtleri yok sayan, yok etmeye çalışanlar ırkçıdır. Sorun sadece Kürdistan ismi değil. Parti tüzüğümüzde Kürtlerin kendi kaderini tayin etme hakkından bahsetmemiz. Kürtlerin iradesine saygı duyulması gerektiğini söylememiz açılan kapatma davasının konusu olmuştur. Kürtlerden bahsetmemiz partinin kapatma gerekçesi sayılmış. Böyle bir vahamet ile karşı karşıyayız” ifadesinde bulundu.

’96 YILLIK SİYASET ÇÖZÜM GETİRMEDİ’

Partileri hakkında açılan kapatma davasının siyasi bir karar olduğunu aktaran Özçelik, partinin kapatılması halinde benzer bir çalışma ve programla yollarında yürümeye devam edeceklerini söyledi.

Özçelik, devletin 96 yıllık Kürt siyasetinin çözüm getirmediğini devletin diyalog sürecine dönmesi gerektiğini söyleyerek, “Sürdürülen savaşın ekonomik alanda nasıl bir çöküntüye yol açtığı açıktır. Kürdistan meselesi, savaşla, şiddetle; yıkımla, yok etmekle çözülmeyecektir. 96 yıllık süreç bunu ispatlamıştır. Türkiye devleti bu siyasetinden vazgeçmelidir”

‘ÇAĞ DIŞI ANLAYIŞLAR TERK EDİLMELİ’

Anayasa Mahkemesi’ndeki kapatma davasında hem siyasi hem de hukuki olarak savunma yapacaklarını dile getiren Özçelik, şunları kaydetti: “Sunacağımız savunma daha önce Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve Anayasa Mahkemesine sunmuş olduğumuz savunmaların devamı niteliğinde olacak. PAK, partinin adını, programı ve tüzüğünü savunmayı esas alan bir tutum içinde olacaktır. Adında ‘Kürdistan’ olan partilerin kapatılması, yasaklanması hukuk dışıdır, insan haklarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne aykırı bir anlayış ve tutumun ürünüdür. Bir kez daha devletin tüm yetkili organlarını, Kürt milletinin varlığını, dilini ve gerçekliğini kabullenmeye; bunu yasal ve anayasal güvencelere kavuşturmalı. Artık geçmişte kalmış çağ dışı anlayışları terk ederek demokratik yollardan sorunların çözümü için Türkiye Devleti’ni gerekli adımları atmaya çağırıyoruz.”
(Mezopotamya Ajansı)

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.