DOLAR 8,3444
EURO 10,1982
ALTIN 501,43
BIST 1.461
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Gök Gürültülü
İstanbul
24°C
Gök Gürültülü
Çar 26°C
Per 24°C
Cum 20°C
Cts 22°C

Yaser Can davasında 2 polis hakkında 6 yıl hapis cezası

25.10.2019
A+
A-

İSTANBUL – İstanbul’da polis tarafından gözaltına alındıktan sonra psikolojik ve fiziksel işkenceye maruz kalıp intihar eden mimar Onur Yaser Can davasında 2 polise toplam 6 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası verildi.

İstanbul’da 2010 yılında polis tarafından gözaltına alınan ve psikolojik ve fiziksel işkenceye maruz kaldıktan sonra intihar eden mimar Onur Yaser Can’ın davası Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmayı Onur Yaser Can’ın kız kardeşi Ezgi Sevgi Can, Can ailesinin yakınları, arkadaşları, basın mensupları ve CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu takip etti.

Kararını açıklayan mahkeme 2 sanığa sahte evrak suçundan “iyi hal indirim” ile ayrı ayrı toplam 6 yıl 5 ay 15 gün ceza verdi.

Duruşma ilk olarak Ezgi Sevgi Can’ın beyanı ile başladı. Can, 7 Ekim’i 8 Ekim’e bağlayan gece babasını kaybettiğini hatırlatarak, “Babam sapasağlam bir insandı. Babamı öldüren şey tıpkı annemin intiharına yol açan etkenler gibiydi. Babamı öldüren, annemi öldüren şey evlat acısının yanı sıra adaletsizliktir. Annem ve babam, ecelleri ile ölmediler. Oğullarına işkence yapan amirlerin adilce yargılandığını göremediler. Babam mahkemenin, avukatların ortaya çıkarması gereken delilleri 9 yılda tek tek ortaya çıkardı” ifadelerini kullandı.

‘YAPILAN SAHTECİLİK İŞKENCEYİ ÖRTBAS İÇİN YAPILMIŞTIR’

Bu davanın basit bir evrakta sahtecilik davası olmaktan çıktığını vurgulayan diyen Can, yapılan sahteciliğin örgütlü bir suç teşkil ettiğine dikkat çekti. Can, “Sahtecilik, işkenceyi örtbas etmek için yapılmıştır. Bunların hiçbiri amirlerinin emri olmadan hareket dahi edemez. Sanık polislerin o dönem abileri olan amirleri bugün FETÖ’den ceza aldı. Bu polisler amirlerinin emriyle evrakta sahtecilik yapmıştır. Abime işkence sonrası imzalatılan ifade tutanaklarının değiştirilmiş hali, tarih ve saat hatası var denilerek, ertesi gün tekrar karakola çağrılmasıyla loş bir kafeteryada yanında avukat olmadan imzalatılıyor” dedi.

‘İLK TUTANAKLAR İMHA EDİLDİ’

“İlk tutanaklar imha ediliyor” diyen Can konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Bilirkişinin evrakta sahtecilik yapıldığına dair raporu var, evrakların nüshaları imha ediliyor, bir nüsha suç işleyen kişiye veriliyor. Bütün bunlar delil. Ölmüş abime sahte evraklarla mahkeme celbi gönderdiler. 9 yıldır bunları tek tek anlattık. Bu sahtecilik örgütlü bir işkencenin kamuflajıdır. Mahkemede çok sayıda heyet değişti. Siz annemi tanımadınız, ama babamı gördünüz. Bir aile katledilmiştir. Bu adliye bu ailenin tek tek katledilişinin tanık olmuştur. O yüzden üst sınırdan vermenizi talep ediyorum.”

“ADALET İÇİN GEÇ KALDINIZ”

Hakimin, “İçiniz rahat olsun tüm dosyayı ve delilleri okuduk” demesi üzerine, Can, 9 yıldır bunları anlattığımız ve bir şey olmadığı için yine anlatmayı gerekli gördüğünü aktardı. Can, “Babamı da kaybettiğim için artık güvenimi de kaybettim, o yüzden tekrar anlatıyorum. Adalet için çok geç kaldınız. Mütalaa eksiktir. Emir komuta zincirinde işlenmiştir. Sizden mütalaadaki en üst sınırdan ceza vermenizi istiyorum ama o mütalaa zaten eksik olduğu için çıkacak karar zaten benim için eksik olacak. Geç kaldınız, bu ülke çok başarılı bir mimarı, müzisyeni kaybetti. Bütün insanlığın kaybıdır. Adliye sarayı katilleri değil, bizim için adaleti sağlasın. Ben tüm ailemi kaybettim, bir tek geriye benim canım kaldı, kararınızı gecikmiş bir adalet olsa da bunu düşünerek vermenizi rica ediyorum” şeklinde konuştu.

‘EN ÜST SINIRDAN CEZA VERİLMELİ’

Ardından söz alan dava avukatlarından Çiğdem Şat da,  “Onur Yaser Can’ın uğradığı cinsel saldırıyı, işkenceyi 9 yıldır size anlatıyoruz. Ama ne yazık ki bu süre uzadığı için baba ve anne hayatını kaybetti. Dönemin sorumlularından biri olan polis amiri Hakan Aygün FETÖ üyeliğinden 6 yıl 3 ay hapis cezası aldı” derken avukat Mustafa Rüzgar adaletin ağır işlediğini ve geç tecelli etmesi nedeniyle iki canın hayatını kaybettiğini söyleyerek savcının sunduğu mütalaanın eksik olmasına rağmen bu mütalaaya uyularak en üst sınırdan ceza verilmesi gerekir” diye ifade etti.

‘ÖLDÜRÜLEN İNSANLARIN ÇIĞLIĞININ DAVASIDIR’

Avukat Ömer Kavilli sanıkların tutuklanmasını gerektiğini vurgulayarak, “Herkes elbirliği ile suçu örtme, suçluyu korumayı amaçlanmış. Bu dava cezasızlık davası. Bu dava ölen ve öldürülen insanların çığlığının davasıdır. Sanıkların cezalandırılmasına dönük kararınız ancak adalet duygusu yerini bulur” dedi.

Ardından söz alan dava Savcısı, belgenin resmi olmadığını belirterek iki sanık hakkında tutuklama gerektirir bir durum olmadığını belirtti. Sanık Soner Gündoğdu da son savunmasında olayın maddi hata olduğunu belirterek resmi belgede sahtecilik yapmadığını ve suçsuz olduğunu kaydetti. Ezgi Can ile hakim arasında son söz tartışması yaşandı. Hakim son söz isteyen Can’a söz hakkı vermedi.

İKİ AYRI SUÇTAN CEZA VERİLDİ

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar Salih Bahar ve Soner Gündoğdu’nun, “kamu görevlisi olarak sahte belge düzenleme” suçundan alt sınırdan uzaklaşarak 4 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Sanıkların mahkemedeki tutum ve davranışları gerekçesiyle mahkeme heyeti cezayı 3 yıl 4 aya indirdi. Sanıkların “resmi belgeyi bozmak ve yok etmek” suçlarından alt sınırdan uzaklaşılarak 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar veren mahkeme heyeti, sanıkların kamu görevlisi olmaları nedeniyle cezayı 3 yıl 9 aya çıkardı. Sanıkların tutum ve davranışlarını dikkate alan mahkeme heyeti hapis cezasının 3 yıl 1 ay 15 gün olmasını kararlaştırdı. Sanıklar böylece 2 farklı suçtan 6 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası aldı.

‘KARAR BİZİM TALEBİMİZİ KARŞILAMADI’

Karar sonrası adliye önünde açıklama yapan ailenin avukatlarından Ercan Kanar, “Sanık polisler bugün yalnızca resmi evrakta sahtecilikten dolayı ceza aldılar. Bu karar bizim talebimizi tam karşılamadı, eksiktik. Ortada üç tane cinayet vardır” dedi. Ezgi Sevgi Can ise “Davanın geldiği son nokta, işkencenin bir aileyi yok etmesidir. En baştan beri bunun basit bir evrakta sahtecilik davası olmadığını söyledik. Örgütlü bir suç var ama mahkeme, diğer polislerin sanık olmaları yönündeki taleplerimizi reddetti” diyerek karara tepki gösterdi.

NE OLMUŞTU?

28 yaşındaki Mimar Onur Yaser Can, 2 Haziran 2010 yılında İstanbul Harbiye’de uyuşturucu madde satın aldığı iddiasıyla narkotik polisi tarafından gözaltına alındı. Can’ın, götürüldüğü Narkotik Şube Müdürlüğünde işkence, cinsel taciz ve aşağılamalara maruz kaldığı bildirildi. “Çıkış Doktor Raporu”nun da işkence şüphelisi polislerin yanında hukuk dışı hazırlandığı iddia edildi. Salıverilmesinin ertesi günü polislerin telefonla arayarak, tutanaklardaki “tarih hatasının düzeltilmesi” gerekçesiyle yeniden emniyete çağrılan ve başkaları aleyhinde ifade vermeye zorlanan Can, üçüncü kez emniyete çağrılınca 23 Haziran 2010’da oturduğu evin balkonundan atlayarak intihar etti.

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.