DOLAR 5,8034
EURO 6,4401
ALTIN 273,4
BIST 108.011
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 13°C
Az Bulutlu

‘Yüzleşme sağlanmadığı sürece beka sorunu olacak’

03.05.2019
A+
A-
 
Osmanlı Devleti döneminde yaşanan benzerleri gibi mirasçısı Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara bir leke olarak geçen olaylardan biri, Dersim Katliamı (1937-38) oldu. Irka dayalı bir ulus devlet inşa etmek amacıyla ilk adımı “Şark Islahat Planı” (1925) ile atılan tektipleştirme politikasının uzandığı merkezlerden biri Kürt Kızılbaş nufüsün yaşadığı Dersim oldu. 
 
Kurulan yeni cumhuriyet için “çıban” olarak görülen Dersim’e, çıktığı ileri sürülen isyanı bastırma gerekçesiyle askeri haraket başlatıldı. Bu karar, Bakanlar Kurulu tarafından 4 Mayıs  1937’de “Dersim Tenkil Kararları” adıyla çıkarılan özel bir kararname ile hayata geçirildi. Bu kararla birlikte Dersim’de tarihte eşine az rastlanır bir katliam gerçekleştirildi.
 
Gerçekleştirilen harekat sonucu devletin resmi kayıtlarına göre, 1937’de bin 737 kişi, 1938’de ise 6 bin 868 kişi öldü. Sözkonusu bu resmi verilerde özellikle çocuk ölümlerindeki büyük bir artış dikkat çekiciydi.
 
Resmi olmayan gerçekler ise, en az 70 bin insanın öldürüldüğü, on binlerce insan sürgün edildiği, kız çocuklarının ailelerinden alınıp, askerlere verildiğini söylüyordu.
 
Yıllar boyunca inkar edilen katliam, 2011 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde “Dersim olayları ile ilgili Devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ben dilerim” sözleri ile resmi ağızdan kabul edilmiş oldu. Ancak siyaseten dilenmiş bu özrün gerekleri yerine getirilmedi. Üzerinden 83 yıl geçen katliamın aydınlatılması ve yüzleşilmesi için tek bir adım atılmadı. 
 
YÜZLEŞME ÇAĞRISI YİNELENECEK
 
Aradan geçen zamanın yaşadıkları, dinledikleri acıları silemediği Dersim halkı, her yıl olduğu gibi bu yılda “Dersim Tertelesini Anma Günü” olarak kabul ettiklerini 4 Mayıs’ta kentte ve diğer birçok merkezde anma etkinlikleri gerçekleştirilecek.  
 
Dersim’deki anma programı, saat 11.00’de katliamın yapıldığı noktalardan biri olan Marçik bölgesine gidilip, hayatını kaybedenler için burada çerağlar yakılması ile başlayacak. Ardından siyasi parti ve STK’larca saat 13.00’de Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleştirilecek ortak basın açıklaması ile arşivlerin açılması ve katliamla yüzleşme çağrısı yapılacak. Aynı günün akşamında ise, saatler 19:38’i gösterdiğinde Seyit Rıza Meydan’ında bu kez çerağlar yakılarak yaşamını yitirenler anılacak.
 
Demokratik Aleviler Derneği (DAD) Eş Genel Başkanı Selda Güneş, Dersim katliamın silinmeyen izleri ve taleplerine dair Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuştu.
 
‘TOPLUMSAL RIZALIK İÇİN YÜZLEŞİLMELİ’
 
Katliamda hayatını kaybedenleri anmak ve devlete yüzleşme çağrısında bulunmak üzere bu yılda 4 Mayıs’ta alanlarda olacaklarını dile getiren DAD Eş Genel Başkanı Güneş, toplumsal barışı inşa etmek için mutlak anlamda geçmişle yüzleşmek gereltiğini, yüzleşilmesi gereken olaylardan birinin de Dersim katliamı olduğunu vurguladı.
 
 ‘YÜZLEŞME OLMADIĞI İÇİN KATLİAMLAR SÜRÜYOR’
 
Cumhuriyetin ilanı ile birlikte Türkleştirme ve sunnileştirme politikasının hakim kılınmaya çalışıldığını belirten Güneş, “Dersim coğrafyası da Kürt Alevilerinin yaşadığı bir coğrafyadır. Dersim katliamı özel çıkarılan kanunlarla yapıldı. 1921’te önce Koçgiri ardından Dersim katliamı gerçekleştirildi. Vaktinde Ermeni katliamı ile yüzleşilmiş olunsaydı, ardından ne Koçgiri ne de Dersim ve ondan sonraki katliamlar yaşanmış olacaktı” dedi. 
 
‘AÇLIK GREVLERİ TOPLUMSAL RIZALIK TALEBİDİR’
 
“Artık barışmamız gerekiyor” diyen Güneş, barışmadan önce ise devletin katliamdan geçirdiği halklarla yüzleşmesi gerektiğini kaydetti. Güneş, “Devletin yaptığı tüm katliamlarla yüzleşmesi gerekir. Yüzleşme sağlanmadığı sürece beka sorunu olacak. Toplumsal rızalığı bina etmemiz gerekiyor. Süren açlık grevi eylemleri de bundan bağımsız değil. Hak mücadeleleri can vererek alınmamalı. Eğer biz bunların önüne geçebilirsek, canlarımızın daha fazla bedel vermesine gerek kalmayacak”  ifadelerini kullandı.
 
Kendisini tanrının yerine koyan tüm iktidarların geçmişten bugüne kendilerini var etmeye çalıştığını, bu zihniyetlere karşı ise halkların her zaman direnç gösterdiğini söyleyen Güneş, “O nedenle Leyla Güven ve açlık grevinde olan tüm tutukluların talebi talebimizdir” diye belirtti.
 
Bu talebin biran önce karşılanması gerektiğini kaydeden Güneş, “Daha da önemli bir şey talep ediyoruz. Toplumsal rızalığı talep ediyoruz. Ölüm bizlerin kaderi değil. Hakkın verdiği nefesi hakka teslim ederiz. Bir başkasının canımızı almaya izin vermemeliyiz” dedi.
 
Güneş, bunu sağlamak için de herkesi 4 Mayıs’ta katliamı lanetlemek ve açlık grevlerine ses vermek üzere alanlara davet etti.
 
MA / Semra Turan

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.