DOLAR 6,7680
EURO 7,6811
ALTIN 372,07
BIST 110.199
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Az Bulutlu

Zarakolu: Erdoğan sonrası kapışmanın nasırına bastık

09.05.2020
A+
A-
İSTANBUL – “Darbe mesajı” verdiği gerekçesiyle hakkında soruşturma başlatılan yazar Ragıp Zarakolu, “Belki de farkında olmadan bir iktidar çatışmasının, Erdoğan sonrası kapışmanın nasırına bastık. Oradan da bir irin çıktı” dedi.
 
Evrensel Gazetesi ve Artı Gerçek haber sitesinde 5 Mayıs’ta yayınlanan “Makus kaderden kaçış yok” başlıklı yazısı nedeniyle yazar-yayıncı Ragıp Zarakolu hakkında “darbe çığırtkanlığı” yaptığı gerekçesiyle soruşturma başlatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Organize Suçlar Soruşturma Bürosu’nun, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un suç duyurusu üzerine açtığı soruşturma, “darbe mesajı vererek Anayasal düzeni hedef almak” suçlamasıyla yürütülüyor. 
 
Ragıp Zarakolu, kendisine yöneltilen bu suçlamaya, iktidarın sürekli olarak darbeyi gündeme getirerek, kendisini mazlum olarak pazarlamaya çalıştığını söyleyerek yanıt verdi.
 
TEHLİKELERE İŞARET ETMEK İSTEDİM
 
Kaleme aldığı yazısında Türkiye’nin önündeki tehlikelere işaret etmek istediğini ifade eden Zarakolu, merkez sağ partilerin seçimle geldikten sonra iktidarı terk etmemek için otoriterleşme eğilimlerine girmesine dikkat çektiğini söyledi. Türkiye’nin önünde böyle bir tehlikenin olduğunu belirten Zarakolu, “Eğer bunlar gerçekten darbeye karşı iseler bunun için ülkeyi demokratikleştirmeleri lazım. Yazıda ona işaret etmek istedim. Kaldı ki Recep Tayyip Erdoğan’ın Adnan Menderes’ten çok Celal Bayar’a benzediğini düşünüyorum. Çünkü Menderes zaman zaman daha yumuşak politikalara geçmek istedi ama buna Cumhurbaşkanı olan Bayar izin vermedi. Yani Erdoğan kendini Menderes gibi kurban göstermeye çalışıyor ama asıl Bayar’a benzediğinin farkında değil” dedi.  
 
BİR PANİK HALİ VAR
 
Zarakolu, bu yazısından sonra maruz kaldığı linçin ise iktidarın giderek hakimiyetini kaybetmesinden kaynaklandığını söyledi. AKP’nin MHP ile ittifakı üzerinde duran Zarakolu, “Daha önceden benzer bir ittifakı MHP ile Bülent Ecevit de yapmıştı. Ondan sonra ne Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) ne de MHP Meclis’e giremedi. Onun için şimdi bunlarda bir panik hali var. Gündemi kaydırmaya çalışıyorlar. Bir de mazlum rolüne bürünerek bunu yapmaya çalışıyorlar” diye konuştu.
 
‘KENDİLERİ DARBECİ’
 
Bu nedenle kendisine “darbeci” suçlamaları yönelten kişilerin asıl darbeci mantığa sahip olduğunu dile getiren Zarakolu, “Çünkü halkın iradesine izin vermeme, belediye başkanlarını, parti üyelerini, milletvekillerini gözaltına alıp tutuklamayı bunlar yapıyor. Bütün bunları eskiden cuntacılar yaptı. 27 Mayıs cuntası ne yaptı? Bütün Demokrat Parti milletvekillerinin toplanma kampına koydu. Şimdi bunu kime yapıyorlar? Bu yüzden ben kendilerinin darbeci olduğunu ileri sürüyorum” ifadelerini kullandı.  
 
‘GOEBBELS’İN POLİTİKALARINI YÜRÜTÜYORLAR’
 
Nazi Almanyası’nın propaganda bakanı Joseph Goebbels’in yürüttüğü politikaların aynısını iktidarın yürüttüğünü ifade eden Zarakolu, karalama ve linç politikasının o dönem de yürütüldüğünü kaydetti. Zarakolu, “Bir de lümpen, kültürsüz ve cahil bir kesimi de seferber edip toplumda aydınlarda, gazetecilerde korku yaratmaya çalışıyorlar. Çok acı bir şey. Seçilmiş belediye başkanları, milletvekilleri, belediye meclis üyeleri için kılı kıpırdamayan bir toplum, buna muhalefet partileri dahil ses çıkarmıyor. Ses çıkarmadıkları için onların da sırası gelecek. Nazi Almanyası’nda da ilk önce komünistlere yöneldiler. Ama daha sonra sıra sosyal demokratlara, Hıristiyan demokratlara yani Nazi olmayan herkese geldi. Bu gidişin devam etmemesi için bu anlamlı tarihin bizi uyandırması gerekiyor” ifadelerini kullandı 
 
‘AKP’YE İHANET EDEN ERDOĞAN’DIR’
 
Zarakolu, yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “AKP” olarak tanımlamamak gerektiği görüşünde. “Çünkü AKP bir koalisyon partisiydi. İçerinde liberal olan hatta sosyal demokrat geçmişi olanlar bile vardı. Bugün AKP’nin kuruluş ilkelerine ihanet eden birisi varsa o da Erdoğan’dır” diyen Zarakolu, şöyle devam etti: “Şu anda ilk kurucu ekipten kim var? Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, hatta kendi başbakanı Ahmet Davutoğlu dahil herkes muhalif cepheye geçmiş durumdalar. O zaman şimdi iktidarda ne var? Erdoğan, MHP yani Devlet Bahçeli ve Ergenekon grubu, Talat Paşa Komitesi yani Doğu Perinçek var. Belki de farkında olmadan bir iktidar çatışmasının, Erdoğan sonrası kapışmanın nasırına bastık. Oradan da bir irin çıktı.”
 
Türkiye toplumunun darbelere karşı bir tepkisinin olduğunun altını çizen Zarakolu, iktidarın sürekli olarak darbeyi gündeme getirerek kendilerini mazlum olarak pazarlamaya çalıştıklarını da söyledi. Geçmişte Adalet Partisi’nin gelişmesinde merkez sağ parti seçmenlerinin darbelere gösterdiği tepkiden kaynaklandığını dile getiren Zarakolu, “ANAP 1991’de demokratikleşme programıyla Doğru Yol Partisi’yle SHP koalisyon kurdu ve seçimi kazandılar. Ama kendi demokratikleşme programlarına ihanet edip Türkiye’ye tekrar klasik baskıcı devlet politikalarına son derece sert bir dönüş yaptı. Şuanda da buna benzer bir şeyler yaşıyoruz. AKP’de neden kazandı? Demokratikleşme sözleriyle, liberal politikalar izleme sözleriyle seçimi kazandılar. Ama onlar için demokrasi binilecek bir otobüsmüş. Kendilerini güçlü noktaya getirdiği vakit otobüsü terk etmekmiş. Yani demokrasi onlar için otoriter bir sistemi kurmak için sadece bir araçmış” diye konuştu.  
 
‘HAYATIM DARBELERE KARŞI GEÇTİ’
 
Bu nedenle yazdığı yazı üzerinden kendisine yapılan “darbecilik” suçlamalarının çok saçma olduğunu ifade eden Zarakolu, hayatının darbelere karşı mücadele ile geçtiğini ve ailecek de her türlü darbenin bedelini ödediklerini vurguladı. Eşi Ayşe Nur Zarakolu ile birlikte hayatının davalarla geçtiğini dile getiren Zarakolu, en zor dönemlerde bile hayatlarını riske koyarak baskılara karşı çıktıklarını söyledi. Her zaman insan haklarına sahip çıktığının altını çizen Zarakolu, “Aynı zamanda insanlığa karşı suçların cezasız kalmaması için yazılar yazdık. Yani Ayşenur Zarakolu, 1990 yılında OHAL kararnamelerin çıktığı bir dönemde Dersim soykırımı üzerine üstelik ‘soykırım’ kavramını kullanarak kitap yayınlama cesareti gösterdi. Ve yaptığı savunmalarda hep ‘soykırımdan söz etmek suç değil, soykırım yapmak, insanlığa karşı işlenen suçları cezalandırmamak suçtur’ dedi. Türkiye insanlığa karşı işlenen suçlarda tavır almadıkça demokratik bir yola giremeyecek. Bunun bedelini de Türkiye’nin tüm yurttaşları ödüyor” dedi. 
 
KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMEDEN…
 
Kürt sorununun çözülmediği sürece Türkiye’nin demokratikleşmesinin mümkün olmadığının bir kez daha doğrulandığını vurgulayan Zarakolu, “Sonuç olarak yeterli ya da yetersiz bir barış süreci başlamış ve bir Dolmabahçe Mutabakatı olmuştu. Peki, masayı deviren kim olmuştu? ‘Bu barış işime yaramıyor’ diyen Erdoğan oldu. Kendi başbakanını Dolmabahçe Mutabakatını kabul ettiği için görevden aldı” şeklinde konuştu. 
 
MA / Ferhat Çelik

Haber/Fotoğraf: Mezopotamya Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.